2014 Dünya Şampiyonası: Türkiye Değerlendirmesi

türkiye

Kadro:
C – Ömer Asik – Oguz Savas – Furkan Aldemir
PF – Emir Preldzic – Kerem Gönlüm – Barış Hersek
SF – Cenk Akyol – Cedi Osman
SG – Sinan Güler
PG – Kerem Tunceri – Ender Arslan – Barış Ermiş

2014 Erkekler Dünya Basketbol Şampiyonası yarın itibariyle başlayacak, ben de bunun üzerine bizim takım, gruptaki durumlar hakkında bir şeyler karalayayım dedim.

İlk olarak takım kadrosunu ve oyun stilini değerlendirelim. Kadroya baktığımızda daha çok dört şutör ve bir pivot içeren bir beş görüyoruz. Ama ne yazıktır ki sayı konusunda baya sıkıntı çekiyoruz. Şut yaratma, hücumdaki setleri oturtma konularında takımımızın sorun yaşadığı ortada. Hazırlık maçlarımıza bir bakalım. Hazırlık sürecinde toplamda sekiz maça çıkan milliler, yalnızca iki galibiyet aldı. İkisi de Porto Riko’ya karşı alınan galibiyetler. Porto Riko’nun bizim kalibremizde bir takım olmadığı rahatça yenebileceğimiz ortada olduğu için abartılacak sonuçlar değil bunlar. Peki ya kaybettiğimiz altı maç?

Kanada 72-66 Türkiye
İspanya 77-55 Türkiye
İspanya 70-63 Türkiye
Sırbistan 79-64 Türkiye
Yunanistan 70-56 Türkiye
Yunanistan 76-72 Türkiye

Görüldüğü gibi üç maç dışında ağır farklarla kaybettiğimiz maçlar. Şu maçlardaki sayı ortalamamız yalnızca 62,6. Şu istatistik bile ne kadar kısır bir hücumumuz olduğunun göstergesi aslında. Durum öyle bir hal almış durumdaki takımın skoreri kim olur, katkıyı kim sağlar dediğiniz zaman oturup düşünmek gerekiyor uzunca bir süre. Çünkü gelip de şu isim olur bu isim olur diyemiyorsunuz bu takımda. Yine de şu takımda Emir Preldzic olarak gözükse de bu skorer oyuncu, tek başına yetemediği de ortada. Ayrıca, hazırlık maçları döneminde takımın en skorer isminin yalnızca 10,2 sayı ortalaması ile Ömer Aşık olduğunu ekleyelim. Burada büyük bir absürdlük var aslında. Takım nasıl bir kıtlıktaki Ömer Aşık bu ortalamayla en skorer olabiliyor. Evet Ömer’in hücum gücü oldukça kısıtlı, verdiği skor katkısı NBA’deki en parlak dönemi olan 2012-13 sezonunda bile maç başına 10,1 idi. Sadece şu istatistikler bile aslında bize bir şeyler anlatıyor. Takımımızın 70 sayının altında kaldığı maçlarda kazandığımız maç hatırlamıyorum son dönemlerde. Bizim için en önemli kalibrelerden biri de 70 sayı barajı olmuş durumda. Burada 70 + sayı ile oynadığımız maçları kazandığımız düşünülmesin, aynı şekilde rakibi de 70-75 sayının üzerine çıkarmamız gerekiyor, bunu da biliyoruz.

ömer

Hücumdaki en önemli silahlarımız dış şutlar ve yaratılan pick&roll’ler. Dış şutlar konusunda Emir Preldzic ve Cenk Akyol’a güveniyoruz. Bu iki ismin de önemli bir üçlük tehditi var. Bu iki isim de ritmini yakaladığı zaman önemli bir güç haline geliyor takım adına. Diğer yandan pick&roll oyunları. Bunun için en baba oyuncu Ender Arslan’dır şu takımda, hatta belki de mevcut Türk oyuncular arasında da öyle denebilir. Kaliteli bir tamamlayıcı uzun olduğunda ne kadar etkili olduğunu biliyoruz Ender’in bu oyunları yaratma konusunda. Ömer Aşık’ın hücum repertuarı kısıtlı olsa da sıkışan oyunu açabilmemiz adına bu oyunlardaki rolü büyük önem taşıyor. Topu eline alınca tutamamazlık, içeriye kat edememezlik gibi saçmalıklarını yapmaması gerekiyor Ömer’in ki bu oyunlar işe yarasın.

Hazırlık maçlarında takımımızın durumu hem savunma hem de hücum anlamında iç açıcı değildi. Rakipler zorluydu evet ama bu zorlu rakipler karşısında dahi bir duruş göremeyince kafalarda soru işareti oluyor. İspanya ve Yunanistan’la olan ikinci maçlarımız İstanbul’da olmuştu. Ev sahibi atmosferinin takım üzerinde ne kadar etkili olduğunu bu maçlarda da görmüştük. Ama iş deplasmana gelince bozuluyoruz gibi. Diğer etkenlere göre bu ev sahibi-deplasman olayı biraz etkisiz olabilir tabi ama atmosfer farkı bizim takımı baya baya etkileyebiliyor bunu da eklemek lazım.

Diğer yandan takımımızın turnuvada gruptan çıkıp çıkamayacağı ya da madalya için savaşıp savaşamayacağını bu hazırlık maçlarındaki performans ile bağlantılı olarak yorumlamak pek doğru değil açıkçası. Ha evet, bunlar da bir gösterge ancak uyum süreci olsun, bir üstteki paragrafta belirttiğim atmosfer olsun büyük etken. Sonuçta hazırlık aşamasında batıran takımlar şampiyona esnasında bambaşka bir kimliğe bürünebiliyor. Kerem Gönlüm’ün de dediği gibi turnuvada maç maç düşünmek daha mantıklı, özellikle de bu kadar iddiasız gittiğimiz bir turnuvada.

finland

Gruptaki takımları ve turnuvadaki geleceğimizi de değerlendirelim şimdi. Öncelikle millilerin düştüğü grup gerçekten kolay bir grup, yani bu gruptan çıkamamak demek facia olur. 2010’daki şampiyona finalistleri olarak ABD ve Türkiye, C grubunda yer alıyor. Grubun lideri zaten belli, peki ya gruptan çıkan diğer üç takım kimler olacak? Açıkçası Türkiye’nin böyle grupta ABD’nin ardından ikinci olup üst tura çıkması gerekiyor. Ama takımda değindiğim sıkıntılar, Finlandiya ve Yeni Zelanda’nın mücadeleci bir takım olması gruptaki ikincilik sırası için önemli bir mücadele anlamına geliyor. Türkiye’nin ilk dörtte yer alacağı çok yüksek bir ihtimal ancak dördüncü olup da çapraz grup birincisiyle eşleşmeyi de istemeyiz sanırım. Çapraz grubumuz olan D Grubu da aslında kıyak bir grup denebilir eşleşme olasılıklarımız için. Litvanya’nın o grubu lider bitireceğini hesaba katarsak, eğer en azından çeyrek final görmek istiyorsak mümkünse dördüncü olmayalım.

Takımın yaş durumuna da bir değinmek gerekiyor bu arada. Turnuva öncesinde dahi iddiasız olacağımızın açıklandığı bu turnuvaya seçilen kadro, söylenenlerle yapılanlar arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Özellikle u-20, u-18 milli takımlarımızın turnuvalardaki şampiyonlukları, elde ettikleri başarılar göze alındığında neden bu oyuncular tercih edilmedi diye sorgulamaktan kendini alamıyor insan. Şu anda o şampiyon kadrolarda yer almış tek oyuncu A Milli Takım kadrosunda o da 1995 doğumlu genç yetenek Cedi Osman. Diğer isimler hiç düşünülmemiş gibi sanki. 19 yaşındaki Cedi Osman’ı ayrı tutarsak geri kalan oyuncuların yaş ortalaması 29. Evet takımda tecrübeli, takıma abilik yapacak isimlerin olması önemli bir artı ancak bunu böyle garip bir noktaya çekmek, akıl alır gibi değil. Umarız bu şampiyonadan sonra bir düzelme olur ve artık 36 yaşındaki Kerem GÖnlüm ile 35 yaşındaki Kerem Tunçeri gibi yaşlı isimleri takımda görmeyip gençlerin önünü açarız.

Sonuç olarak; bu turnuvada ne kadar sayı yersek, üstüne de hücumdaki şu kısırlığımızı biraz giderebilirsek bu takım iyi işler yapabilir, bu kadar şanslı bir kura çekmişken üstelik. İşin özü benim fikrim milli takımımızın en azından bir çeyrek finali göreceği. Çeyrek finalde eşleşeceğimiz takımın durumuna göre de en fazla yarı final görebiliriz ancak bunu pek olası görmüyorum. Turnuvadaki performansımız umut verirse bu olasılık artabilir ama yine de pek sanmıyorum bunun olacağını. Her şeye rağmen başarılar Türkiye, alnımızın akıyla şu turnuvadan çıkalım yeter ki.

Turnuva derecemiz nasıl olur: Çeyrek Final

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s