Suns’ta Takaslar ve Sonrası

986d8c1c1b98160cfdd2a9f70964ac04

NBA’de takasın son günü 19 Şubat günüydü ve o gün pek çoğumuzun da bildiği gibi efsanevi bir gece yaşandı. Özellikle takas muhabbetlerinin son ermesine son 15 dakika kala çılgınca işler oldu ve onlarca oyuncu bir anda takım değiştirdi. İşte bu çılgınlıkta önemli pay sahiplerinden biri de Phoenix Suns’tı. Suns’lı birisi olarak da bunun hakkında bir yazı yazmamak olmazdı. Üzerinden dokuz gün geçmiş olmasına karşın, o takasları ve şu ana kadar yeni isimlerle birlikte neler olduğunu bir değerlendirmek istedim.

HEAT: Goran Dragic, Zoran Dragic
SUNS: John Salmons (serbest bıraktık), Justin Hamilton, Danny Granger, 2017 (ilk 7 korumalı) ve 2021 (korumasız) ilk tur draft hakları
PELICANS: Norris Cole, Shawne Williams

İlk olarak Dragic kardeşlerin aileyi Güney Sahilleri’ne taşımasına değinelim. Goran Dragic, tüm Phoenix Suns taraftarların kalbinde taht kuran, özellikle geçen sezonki oyunuyla patlama yapan ve piyasasını arttıran bir oyuncuydu. 2014 yazında Suns’ın Isaiah Thomas ile anlaşmasının ve koç Jeff Hornacek’in sezon içerisinde üç point guardlı sistemi deneyeceğini açıklamasını ardından Dragic için işler değişti. Geçen sezon Eric Bledsoe ile iyi bir ikili oluşturarak Suns’ın başarısında önemli pay sahibi olan Dragic, hem yeni sistem hem de topun daha çok Bledsoe’nun elinde olmasıyla birlikte sezon başından bu yana dengesiz bir oyun sergiledi. Evet yine de 2014-15 sezonunda Suns formasıyla ortalaması 16.2 sayı ve 4.1 asist ile kaydadeğer bir performans olarak gözükse de saha içinde pek memnun olmadığı aşikardı. Oyunu yönlendiren bir isim olarak yer edinse de artık bu rolün daha çok Bledsoe’ya verilişi ve Thomas ile değişerek oynayan bir oyuncu statüsünde olunca artık sabrı taştı gibi duruyordu.

Ki nitekim de öyle oldu. Takas olmadan önceki gün basına yaptığı açıklamada, kendisine verilen sözlerin bir türlü tutulmamasından yakınıp, takıma olan güvenini kaybettiğini söyledi. Bu açıklamayla birlikte, zaten sezon sonunda serbest kalacak Dragic aslında şimdiden pazarını yarattı bir şekilde. Eh bizim McDonough da sağ olsun boş durmadı. Geçen seneye göre performasındaki düşüş ön planda olan ve takımdan ayrılacağı kesinleşen Dragic’i en azından boş boş göndermeyelim düşüncesiyle bir takas arayışına girdi. Sonuç olarak da aranan cevap Miami Heat’te bulundu. Zamanında sırf takımda kalsın diye transfer edilen kardeşi Zoran Dragic de kardeşinin yanında Güney Sahilleri’ne postalandı.

İşin hikayesi bu. Biraz da paket içeriğine bakalım. Bu takas görüldüğü gibi üç takımlı bir takas ama hani Goran Dragic dışında gittiği takımda havlu sallamak dışında işi olacak adam var mıdır diye baksak, pek bir sonuca varılmıyor. Suns’a gelen isimler arasında Danny Granger dışında herkesin kontratı bu sezon sonunda bitiyor, Granger’ın ise kontratında son iki yılı kalmış olsa da bu yaz oyuncu opsiyonunu kullanmayıp aynı şekilde o da serbest kalabilir. GM McDonough’un takas sonrası Granger hakkında henüz ne yapacaklarına dair karar vermeye çalıştıklarını açıklaması, daha sonra buy-out yapmak için çalışıldığının ifade edilmesi gibi şeyler sakatlıklara boğuştuğu için bir türlü eski ritmini yakalayamayan ve pazar payını da oldukça düşüren Granger’ın da takımda kalmayacağı yönündeki ihtimalleri oldukça arttırıyor. Yani işin özü, bu takastan Suns’ın tek kârı, en azından Dragic’in boş yere takımdan ayrılmayıp iki tane ilk tur draft hakkı kazandırması oldu diyebiliriz.

Bu takasa bir de Miami açısından bakarsak, LeBron James’in ayrılışından sonra iyice dikkat çeken point guard sorunu için Dragic hamlesi çok yerinde bir adım oldu. Dragic bu sorunu halledebilecek en iyi oyunculardan biri ve takımda Chris Bosh ve Dwayne Wade ile birlikte iyi bir uyum sağlayacağı düşüncesi vardı. Özellikle Chris Bosh ile oynayacakları pick & roll ve pick & pop oyunları Heat adına çok etkili silahlar olacaktı ama takas sonrası Bosh’tan gelen üzücü haber tabi ki Miami’yi ve sevenlerini üzdü. Bosh mevcut kadroda önemli bir yer tutsa da geri kalanları da hesaba katmak gerekiyor. Eh sonuçta bu takımda her ne kadar sıkıntılı bir sezon yaşa da Wade gerçeği var, 10 günlük kontratla gelip bir anda NBA’in gündemini değiştiren Hassan Whiteside ve azimli oyuncu Luol Deng var. Kısacası Dragic’in elinde kullanabileceği kartlar fazla ve bunu da ilk maçlardan gördük denebilir. Dragic, Suns ile bu sezon 52 maçta 19.3 asist yüzdesine sahipken, Miami formasıyla henüz üç maça çıkmış olsa da şimdiden bu yüzdeyi 26.4’e kadar çıkarmış durumda. Bakalım bu performansını sezon sonuna kadar sürdürüp pazar payını arttırabilecek mi, önemli olan o.

SUNS: Brandon Knight, Kendall Marshall (serbest bıraktık)
BUCKS: Michael Carter-Williams, Miles Plumlee, Tyler Ennis
76ERS: Suns’ın Lakers’tan olan ilk 5 korumalı 2015 ilk tur draft hakkı

CELTCS: Isaiah Thomas
SUNS: Marcus Thornton, Cleveland kaynaklı 2016 ilk tur draft hakkı

Gelelim son takasa. Aslında iki ayrı takas ama bunları tek çatı altında incelemek daha faydalı olacaktır. Öncelikle, henüz geçen yaz oldukça makul bir kontratla takıma kattığımız Isaiah Thomas ile başlayalım. Küçük boyuna ve savunma zaafına karşın, hareketli oyunu ve patlayıcı skorer özelliğiyle ön plana çıkan Thomas, Sacramento Kings’teki altıncı adam rolünden çıkıp ilk beşte yer almak isteyen bir oyuncuydu. Bizimle yaptığı anlaşmayla benchten gelmeyi kabul etse de yine de o ilk beş sevdası vazgeçilmez bir şeydi tabi. Özellikle üç guardlı sistem için alındığını düşündüğüm(üz) Thomas, oynadığı sürelerde efektif bir katkıda bulundu. Suns formasıyla 15.2 sayı, 3.7 asist, 2.4 ribaund ortalamarının yanında, çoğu maçta geri dönüşlerde büyük pay sahibiydi (üç guardlı sistem içerisinde özellikle). Ama yukarıda bahsettiğim gibi ilk beşte sabit yerinin olmayışı, Dragic’le değişmeleri bir sorun oldu açıkçası. Bizim yönetim de baktı bu üç PG sistemiyle pek yürümeyecek bu iş, hem biri gitti diğerini de yollayım hem de takımdaki backcourt bolluğunu azaltalım madem mantığıyla hareket edip Thomas’ı da yolladı. İyi de yaptı. Ayrıca, Thomas da şimdiye kadar yeni takımına ısınmış gibi duruyor. Özellikle Celtics’in bizi 110-105’le yendiği maçta Thomas, benchten gelmesine karşın 21 sayı ve 7 asistlik performansıyla belki de Celtics’e galibiyeti getiren isim olmuştu. Tabi bu performasını istikrarlı şekilde devam ettirebilecek mi zamanla göreceğiz.

Başta da bahsettiğim gibi bu takasları tek çatıdan işlersek, Thomas’ın yanında bir diğer guard Tyler Ennis de gönderildi. 2014 Draftı’nda 18.sıradan seçtiğimiz oyuncuydu, o guard bolluğu içinde yalnızca dört maçta sahaya çıkabildi ve pek tabi kaydadeğer bir şey ortaya çıkmadı. Şimdi ise Milwaukee’de dört maça çıkmış durumda ve maç başına 19 dakika süre alıyor. Gencecik oyuncu için harika bir haber. Nasıl bir gelişim gösterecek merakla bekliyorum.

Bunun yanında bir de Miles Plumlee de gitti takımdan. Alex Len’in düzenli oynatılması, sezon içersinde Brandan Wright’in takasla takıma katılması gibi etkenler altında Miles Plumlee iyice geri plana düşmüştü. Kardeşi Mason’a göre daha pasif kalan Miles, atletik bir oyuncu olsa da oyunda pek bir varlık koyamıyordu açıkçası. Len ve Wright varken de pek süre alamayacağından onun da gönderilmesi yerinde bir karardı.

Thomas’ı gönderirken karşılığında Marcus Thornton’ı aldık. Onun da kontratının son senesi ve 8.5 milyon dolar değerinde bir yük olarak şimdilik kadroda duruyor. Dış şutu olan bir isim fakat sezonun geri kalanında fazla süre alıp, benchten yeterli katkılar vereceğini pek düşünmüyorum.

Gelelim günün kazancı Brandon Knight’a. Bu takaslarla birlikte artık üç PG sistemini bırakacağını gösteren takımımız adına ilk beşte Bledsoe gibi combo guard olarak oynayabilecek adamımızı bulduk. Oyun kurma kabiliyetine sahip, dış şut tehditi olan, asist ve top çalma alanlarında da kendinden söz ettiren bir isim Knight. Bucks’la çıktığı 52 maçta; 17.8 sayı, 5.4 asist, 4.6 ribaund, 1.6 top çalma istatistikleriyle oyuna her alanda etki yapabilen bir oyuncu olarak karşımıza çıkıyor.

grafik

Grafikte görüldüğü üzere, önemli bir dış şut tehditi olmasının yanında çember çevresinde kötü olarak gözükse de ilk beşte Bledsoe ile yanyana olacağı için bu eksiklik pek sırıtmayacaktır. Bunun dışında savunma anlamında da getireceği ekstra güç ile Bledsoe’nun da savunmadaki yükünü hafifletecektir. Şimdiye kadar Suns ile üç maça çıkan Knight, 16.8 sayı, 4.5 asist, 2.3 ribaund ortalamarıyla oynuyor ve ilginçtir ki henüz bir tane bile top çalmış değil. Bu istatistikler bir yana, Dragic’in Miami’ye takasında alınan isimler gibi bu takasta da Knight’ın sözleşmesi bu yaz sona eriyor. Serbest kalma tehlikesi olsa da takas sonrası yönetimin, aslında yazın Knight’ı transfer etmeyi düşündüğünü açıklamış olması takımda kalma ihtimalini güçlendiren bir durum. Sonuçta eldeki guardları göndermişken bir de üstüne Knight ile anlaşılamaması hem Thomas ve Dragic sadece draft hakkı için -yani boşuna- gitmiş demek olacak hem de eldeki guard bolluğundan bir anda yokluğa geçilecek. Ama yönetim herhalde akıllı davranır da böyle bir fırsatı geri tepmez. Bu güzel hamlelerin sonu kötü bitmemeli.

Sonuç olarak, bu son dakika takaslarının takıma kısa dönemdeki yararı oldukça yüksek. Hem sorunlu Dragic’ten kurtulmak hem de artık üç PG sisteminden vazgeçmek adına yerinde hamleler yapıldı. Üç PG sistemi, fark açıldığı zaman maça ortak olmak konusunda katkıda bulunsa da bir süre sonra etkisi kalmadığı ve yine maçta dengenin yitirildiğini düşünürsek iyi bir karar verildi.

Bu hamlelerle playoff yarışında belki de takıma önemli bir darbe olabilir. Sonuçta yine geçen sezon olduğu gibi sekizinci sıra için çetin bir kapışma içindeyiz. Bu takaslar takıma ters etkide bulunup uyum sorunu vesaire derken playoff yarışından kopartabilir. Oklahoma City gibi, Kevin Durant olmasa da Russell Westbrook önderliğinde seriler yakalayan ve Anthony Davis’in patlayıcılığıyla ön plana çıkan New Orleans Pelicans gibi önemli rekabetçiler var. Son iki maçlık galibiyet serisi öncesindeki beş maçlık yenilgi serisi bizi sekizinci sıradan atıp bi 10.sıraya yerleştirmiş ve sekizinciliğe yükselen Oklahoma City’nin 3 maç gerisine itmişti. Ama son iki maçtaki galibiyetlerle -ki sonuncusu dün gece uzatmalarda 117-113 kazanılan Thunder maçıydı- bu fark şimdi 1.5 maça inmiş durumda. Kazanılan her maçın ayrı bir önem taşıdığı son 22 maçlık dönemde takımın nasıl bir reaksiyon göstereği önemli bir konu. Umarım, buralara kadar gelmişken yarışı yine geçen sezonki gibi son ana kadar sürdürürüz, erkenden havlu atmak bize göre değil arkadaş!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s