Savaşın Etkileri Spora Taşınırsa: Kanlı Su Topu Mücadelesi

dcf29690e5585eb4afb97844edd13736

Avustralya’da düzenlenen 1956 Melbourne Olimpiyatları’nda su topu alanındaki yarı final mücadelesi tarihte unutulması güç bir hadiseye tanık oldu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler etkisi altındaki Macaristan ve Soyvetler Birliği arasındaki bu maç, savaş sonrası döneminin etkilerinin net bir şekilde görüldüğü bir maç olarak tarihteki yerini aldı. Maçta Macaristan üstünlüğü varken bir anda havuzda olay çıktı ve su üstünde kanlar görülüyordu…

Bir ara paragraf girip sutopunun ne olduğunu anlatayım. Sutopu, havuzda oynanan hentbol gibi bir mücadeledir. Takımların bir kaleci olmak üzere yedi oyuncuyla havuzda olduğu, fiziksel olarak oldukça yorucu, iyi derece kondisyon ve vücut kontrolü gerektiren bir oyundan bahsediyoruz. Fiziksel mücadeleler ağırlıkta bu oyunda ve oyun içerisinde sert müdahalelere maruz kalabiliyorsunuz ama buna rağmen ayakta kalmanız şart. Bu zorluklar sutopunun ilk dönemlerinde birçok insana sorun yaratmıştı, uzun mücadeleler sonrası bilinç kayıpları ve solunum yetmezliği gibi sıkıntılar olmuştu. İlk yıllardaki bu sorunların aksine yıllar içinde oyun gelişmiş ve daha mâkul bir hal almaya başlamıştı ta ki Soyvetler Birliği ve Macaristan arasındaki bu yarı final maçına dek.

Şimdi bu kanlı maçın biraz öncesine, olayın kıvılcımını ateşleyen durumlara gidelim… Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda işgal ettiği Macaristan’ı, savaşın son dönemlerinde Almanların elinden kurtaran Sovyet Kızıl Ordusu olmuştu. Macarlar için bu yeniden özgürleşme demekti ama Sovyetler ayrılmaya hiç niyetli değildi ve politikalarını buraya empoze etmeyi istedi. Düşünün, tam kurtulduk diyorsunuz ama size saçma politikalar diretiliyor. Soyvetlerden kurtulmak adına halk olarak devrim amaçlıyorsunuz (1956 tarihinde Hungarian Revolution diye geçiyor) aldığınız karşılık ise şu oluyor: sokaklarınızda Sovyet tankları dolaşıyor her tarafta kızıl ordu askerleri görüyorsunuz. Üstüne üstlük o dönemde devletin başında olan Macar Komünist Partisi, Stalinvari şekilde komünizmle alakası olmayan totaliter bir anlayışla ülkeyi yönetmeye çalışıyordu. Binlerce insan görüşleri uymuyor diye idam ediliyor, yüzbinlercesi ise sürgün ediliyordu.

İşte tüm bu çalkantıların dışında, Macarların iddialı oldukları bir spor dalında yeni bir başarı için yelken açma zamanı gelmişti. 1956 Olimpiyatları öncesi Melbourne’de kampta olan ekibin, ülkelerinin başkenti Budapeşte’yi Sovyetlerin bu ayaklanma sebebiyle bombaladığından, insanları öldürdüğünden haberi yoktu ve bu haberi er ya da geç alacaklardı tabiki. Nihayetinde ülkelerindeki bu Sovyet baskısını öğrendikleri vakit Soyvetler Birliği ile yarı finalde karşı karşıya geleceklerdi. Artık bu maç yalnızca bir madalya mücadelesi olmaktan çıkmış, zulüm altındaki vatandaşlarının da Sovyetlere karşı sesi olmaları gerektiği bir hal almıştı. Onlar sporcu adamlardı sonuçta. Tüm bu olaylar üzerine ancak böyle bir müsabaka ile cevap verebilir, tepkilerini ortaya koyabilir ve vatandaşları için bir umut ışığı olabilirlerdi.

O dönemki milli takımın yıldız oyuncusu Ervin Zador da bu fikirler altında maça hazırlandıklarının altını çizyordu: “Artık yalnızca kendimiz için değil tüm Macar halkı için oynuyorduk. Bu maç bizim karşılık verebilmemiz için tek şansımızdı.”

Hungarys-Ervin-Zador-is-e-007

Maçın gidişatı tam olarak da Zador’un dediği gibi oldu. Macarlar tüm güçleriyle saldırıyor, havuzda adeta halklarının kurtuluşu için bir savaş veriyorlardı. Su boksu olarak nitelendirilebilecek bir sporu icra ediyordu bu oyuncular. Macarlar maçı çok iyi götürüyordu ve hatta 4-0’lık skorla önde idi. Ancak aniden tüm hava değişti. Hakemlerin başka işlerle ilgilendiği bir anda Soyvet oyuncusu Valentin Prokopov maçın son anlarında, onu savunmakla görevli olan ve maçtaki iki golün sahibi Zador’a doğru yönelerek bir yumruk attı.

O an dört bini geçik yıldızı gördüm. Yüzüme dokunduğumda bir sıcaklık hissettim ve yağmur gibi kan akıyordu. Ardından şunu demiştim, “Aman tanrım, önümüzdeki maçta oynayamayacağım.”

Zador’un sağ gözüne gelen yumrukla yüzü kan içindeydi ve artık o siyasetten uzak kalmaya çalışan, yalnızca sporunu icra etmek isteyen adamların başarı için mücadele verdiği spor müsabakasında, havuza kan bulaşmıştı. Savaşın caddeleri ve evleri kana buladığı yetmezmiş gibi bir yan etkisi olarak artık işin içine spor da girmişti. Zador kanlar içinde havuzdan dışarı adımını atarken seyirciler ve Macar yetkilileri bir anda Soyvet ekibine doğru yönelirken güvenlik güçleri araya girmişti. Ortaya çıkan bu kargaşanın ardından artık maça devam edilememiş ve yetkililer tarafından yapılan duyuruyla Macaristan 4-0’lık skorla kazanan ekip olarak ilan edilmişti.

Tüm bunlara rağmen Macarlar artık finaldeydi ve savaşın soğuk rüzgarları onları bu yoldan alıkoyamamıştı. Zador’dan yoksun çıktıkları maçta, dişli bir rakip Yugoslavya ile karşılaştı. Nihayetinde maçı 2-1 ile kazanıp altın madalyanın sahibi oldular. Bu onların o döneme kadar sutopu dalındaki dördüncü olimpiyat altın madalyası olmuştu.

Ömrümdeki en uzun bir saat boyunca öylece oturmakla yetindim. Ağlamak istiyordum ama yapamıyordum. Beş yıllık çalışmanın ardından bunu başarmam gerekiyordu ve sonunda başardım.

O dönemde henüz 21 yaşında olan Zador, olimpiyatların ardından ülkesi Macaristan’a dönmek yerine ABD’ye gitmeyi tercih etti. Burada sutopunun bir spor olmaması üzerine yüzme antrenörü ve iş insanı olarak hayatına devam etme kararı aldı. Antrenörlük döneminde, yüzme efsanelerinin arasında yer alan ve 1960 ve 70’lerde havuzda fırtınalar estiren Mark Spitz’in hocalığını yaptı. (Spitz, 1972 Munich Olimpiyatları’nda yedi farklı dalın hepsinde dünya rekoru kırarak altın madalyaya uzanmıştı) İşte gencecik yaşında soğuk savaş uğruna yitip giden kariyerinin ardından farklı bir yolda ilerleyen, su topu ve yüzmenin en önemli isimlerinden biri olan Zador, 2012’de hayata gözlerini yumdu.

Dipnot: Bu konuyla ilgili olarak 2006 yapımlı “The Freedom’s Fury” isimli bir belgesel mevcut. İlgi duyanlar varsa bir bakmasına yarar var.
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0322332/

Burak Zorlu – 5/7/15

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s